|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
ONA, SİHİRBÂZ DEDİLER
Çeşitli şehirlerden, halk
yılda birkaç defâ,
Mekkeye gelirlerdi,
Beytullahı tavâfa.
Peygamber Efendimiz, o
gelen kimseleri,
Karşılayıp, "İslâm"ı
anlatırdı ekseri.
Azılı müşriklerden “Velîd
ibni Mugîre”,
Kureyş kâfirlerini
toplıyarak bir yere,
Şöyle hitâb etti ki: (Ey
Kureyş cemâati!
Yine geldi Kâ’beyi ziyâret
etme vakti.
Arap kabîleleri, her
taraftan, yakında,
Gelir ve toplanırlar “Muhammed”in
yanında.
O tatlı sözlerini dinleyip
meylederler.
Hayrân ve tâbi olur ve
dînine girerler.
Bu husûsta, acele, tedbîr
düşünmeliyiz.
Münâsip bir şey bulup,
iftirâ etmeliyiz.
“Bir ağız” olmalıyız
fakat biz yine bunda.
Yalancı olduğumuz çıkabilir
sonunda.)
Dediler ki: (Sen bizden
daha tecrübelisin.
De, onu söyliyelim, ne
ise fikrin senin.)
Dedi: (Siz teklîf edin,
vereyim ben de karar.)
Dediler: (Kâhin desek,
inanır mı insanlar?)
Velîd îtirâz edip, dedi ki:
(Hayır, olmaz.
Ona “Kâhin” der
isek, buna kimse inanmaz.
Ben yemîn ederim ki, kâhin
değil O zinhâr.
Zîra yalan söylüyor kâhin
denen insanlar.
Onların uydurduğu o
sözlerin yanında,
Muhammed'in sözleri, belli
olur ânında.
Hem de hiç yalan bir söz
söylemiyor Muhammed.
Böyle dersek, hiç kimse
inanmaz bize elbet.)
Dediler ki: (Ey Velîd,
ne diyelim öyleyse?
Acabâ mecnûn desek,
inanır mı halk bize?)
Velîd, bu teklîfe de, hemen
etti îtirâz.
Dedi ki: (Böyle dersek,
bize kimse inanmaz.
Yemîn ediyorum ki, O, hiç “Mecnûn”
değildir.
Okuduğu o sözler, buna açık
delîldir.)
Dediler: (Şâir desek,
inanır mı insanlar?)
Dedi: (Hayır, buna da
inanmaz kimse zinhâr.
Zîra ben, şiiri de
biliyorum gâyetle.
Onun sözü, şiire benzemez
kat'iyetle.)
Müşrikler dediler ki
Velîd’e son olarak:
(Peki “Sihirbâz” desek,
inanır mı buna halk?)
Velîd, bu fikre dahî, hemen
etti îtirâz.
Dedi ki: (Olmaz,
hayır, demiyelim sihirbâz.
Onun hâli, benzemez
sâhirlerin sihrine.
Böyle dersek, insanlar
inanmaz bize yine.)
Dediler ki: (Sen söyle,
çâresini bu işin.
Zîra sen, içimizde en
akıllı kişisin.)
Dedi ki: (Ey insanlar, ben
de şaştım bu işe.
Lâkin “Dur!”
demeliyiz bu zararlı gidişe.)
Başını öne eğip, düşündü
biraz bunu.
Dedi: (Yine diyelim “Sihirbâz”
olduğunu.
Bu, öyle sâhirdir ki
diyelim biz onlara,
Benzemez bildiğiniz normal
sihirbâzlara.
Bâbil diyarlarında bulunur
bu sâhirler.
Onlardan öğrenerek,
söylüyor bâzı sözler.)
|