|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
TATLI DİL, GÜLER YÜZ
“Tufeyl bin Amr-i Devsî”,
anlatır ki kendisi:
Kâ’beden eve gitti, Allahın
Sevgilisi.
Ben de gittim peşinden, Onu
edip çok merak.
Ve girdim içeriye, önce
izin alarak.
Dedim ki: (Yâ Muhammed, ben
buraya gelince,
Kavmin, senin hakkında
söylendiler bir nice.
Öyle korkuttular ki beni
senin hakkında,
Dediler ki: “Bulunma hiç
Onun yakınında.
Okuduğu şeyleri, dinleme
hiçbir vakit.
Ve hattâ buralarda fazla
durma, çekip git.”
Onların sözlerinin, çok
te'sîrinde kaldım.
Hattâ kulaklarıma, her gün
pamuk tıkadım.
Okuduğun şeylerin, bir
miktârını ancak,
Bana da işittirdi Kâ’bede
cenâbı Hak.
Bir söz işitmemiştim, ben
ondan daha güzel.
Te'sîr etti kalbime, ne
tatlı, ne mükemmel.)
Anlattı Resûlullah bana
islâmiyyeti.
Îmân edip, kazandım ebedî
seâdeti.
Dedim: (Yâ Resûlallah,
Devs’tir benim kabîlem.
Kavmimde îtibarım
yüksektir bir hayli hem.
Müsâde ederseniz, geri
avdet edeyim.
Kavmimin halkına da,
islâmı bildireyim.
Ve lâkin Rabbim bana, bu
yolda bir kerâmet,
İhsânda bulunursa, kolay
olur bu dâvet.)
Peygamber Efendimiz, açarak
ellerini,
Şöyle bir duâ edip,
gönderdi hemen beni:
(Yâ ilâhî, buna bir
kerâmet eyle ihsân.
Ki, kavmini dâveti,
olsun kolay ve âsân.)
Daha sonra ayrılıp, beldeme
vardığımda,
Âniden “Parlak bir nûr”
peydâ oldu alnımda.
Niyâzda bulundum ki
Rabbimden ben bu kere:
İşbu “Nûr”u,
alnımdan, nakletsin başka yere.
Kabûl etti duâmı Âlemlerin
Sâhibi.
“Nûr”, kamçımın
ucunda parladı "Kandil" gibi.
Gece, yaklaştığımda
kabîlemin yurduna,
Halk hayretle bakardı, o “Kerâmet
nûru”na.
En nihâyet evime vâsıl
olduğumda ben,
Babam gelip, boynuma
sarıldı önce hemen.
Yaşı ilerlemişti, dedim ki
kendisine:
(Ben artık müslümânım,
girdim islâm dînine.
Evvelki dînin üzre kalır
isen ey babam,
Biter benim seninle olan
ilgim, alâkam.)
Dedi ki: (Ey evlâdım, niçin
böyle diyorsun?
Senin dînin ne ise, benim
dahî o olsun.)
Kelime-i şehâdet getirip
sonra hemen,
O gün müslümân oldu, hiç
tereddüt etmeden.
Daha sonra hanımım, gelip
girdi yanıma.
Yine aynı şeyleri söyledim
hanımıma.
O da îmân edince, sevinip
en nihâyet,
Bilcümle Devs’lileri, îmâna
ettim dâvet.
Lâkin inanmayınca onlar bu
tek Allaha,
Şikâyette bulundum gidip
Resûlullaha.
Buyurdu: (Dön kavmine,
güleryüz ve tatlı dil,
Gösterip dâvet eyle,
yumuşak ol, sert değil.)
(Peki yâ Resûlallah)
diyerek ettim avdet.
Halkı, güler yüz ile
eyledim dîne dâvet.
|