|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
EBÛ ZER-İ GIFÂRÎ
Artık islâmın nûru,
Mekke’nin hâricinde,
Yayılmaya başladı kabîleler
içinde.
Ulaştı “Benî Gıfâr”
kabîlesine dahî,
Duydu bunu o yerde “Ebû
Zer-i Gıfârî”
Birâderi “Üneys”e dedi ki o
gün hemen:
(Git, o Resûl hakkında
bilgi getir Mekkeden.)
Üneys gelip görünce “Allahın
Resûlü”nü,
Hayrân ve âşık olup, geri
döndü o günü.
“Ebû Zer”, netîceyi sorunca
kardeşine,
Dedi: (Öyle bir zâtın
rastlamadım eşine.
Emrediyor herkese, hep
hayır ve iyilik.
Böyle yüce bir zâtı
gördüm ben ömrümde ilk.)
Ebû Zer-i Gıfârî, bu haber
üzerine,
Biraz azık alarak, geldi
Mekke şehrine.
Tek maksadı, görmekti "Allahın
Habîbi"ni.
Korkudan, hiçkimseye
anlatmadı hâlini.
Zîra müslümânlara, kâfirler
o zamanlar,
Yaparlardı çok fecî,
dayanılmaz cefâlar.
Resûl'ü görmek için,
bekledi uzun müddet.
Lâkin nasîb olmadı, akşam
oldu nihâyet.
“Hazreti Alî” görüp,
dâvet etti evine.
Yatıp, sabah olunca,
Kâ’beye geldi yine.
Artık üçüncü gece, sordu ki
Ebû Zer’e:
(Nereden, ne maksatla
teşrîf ettin bu yere?)
Dedi ki: (Söyliyeyim, hiç
kimseye demezsen.)
Dedi: (Korkma, hâlini
kimseye söylemem ben.)
Dedi: (Duydum, bu yerde var
imiş bir Peygamber.
Geldim ki, kendisinden
edineyim bir haber.)
Hazreti Alî Ona, dedi:
(Bu, büyük ni’met.
Ben Ona gidiyorum, sen
de beni tâkib et.
Benim girdiğim eve,
peşimden sen de gel gir.
Ve lâkin sokaklarda,
müşrikler görebilir.
Böyle bir tehlikeyi
sezer isem ben şâyet,
“Yere
eğilir” gibi yaparım bir işâret.
O zaman beni geçip, yürü
eve girmeden.
Böylece kurtulursun,
öyle bir tehlikeden.)
O da Onu tâkîben, yürüyüp
girdi eve.
Ve kavuştu böylece Sevgili
Peygambere.
(Esselâmü aleyküm!)
diyerek verdi selâm.
Aldı bu selâmını Resûl
aleyhisselâm.
Sonra, (Sen kimsin?)
diye, suâl ettiler hemen.
Dedi: (Ben bir kimseyim,
Gıfâr kabîlesinden.)
(Ne zamandır burdasın?)
diye suâl edince,
Dedi: (Buralardayım, üç
gündüz ve üç gece.)
Allahın Sevgilisi, sonra da
şöyle sordu:
(Peki, seni üç gündür
kim yedirip doyurdu?)
Dedi: (Yemek yemedim,
Zemzem içtim sâdece.
Bir açlık ve susuzluk
hissetmedim zerrece.)
Peygamber efendimiz,
buyurdular ki: (Zemzem,
Mübârek bir sudur ki,
doyurur açları hem.)
Anlattı “Ebû Zer”e
sonra islâmiyyeti.
Îmân etti O hemen, okuyup
şehâdeti.
|