|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
DEMİRDEN GÖMLEK
“Habbâb ibni Eret”
de, ilk îmân edenlerden.
Çok eziyet görürdü, o dahî
kâfirlerden.
“Ümmü Enmâr” adında
birinin kölesiydi.
Bu kadın müşrik olup, onun
efendisiydi.
Kimsesiz olduğundan hem de
“Habbâb bin Eret”,
Müşrikler, kendisine
yapardı çok eziyet.
Soyup elbisesinden kâfirler
bâzan Onu,
Dikenle tararlardı mübârek
vücûdunu.
Demirden bir de gömlek
giydirip Ona bâzan,
Sonra bekletirlerdi güneşte
uzun zaman.
Bâzan yassı taşları,
güneşte kızdırarak,
Ve çıplak vücûduna kuvvetle
bastırarak,
Derlerdi ki: (Dîninden
dön acele ey Habbâb!
Sırf bizim putlarımız,
Lât ile Uzzâ’ya tap!)
O ise, “Lâ ilâhe
illallah” deyip her an,
Hiç tâviz vermez idi
dîninden, îmânından.
Müşrikler, onun için bir
gün “Ateş” yaktılar.
Çıplak, sırtı üzeri ateşe
yatırdılar.
O derdi ki: (Yâ Rabbî,
görüyorsun hâlimi.
Kâfirler tarafına
kaydırma sen kalbimi.)
Gündüzleri, bu minvâl ezâ
gören bu Habbâb,
Gece, efendisinden görürdü
ayrı azâb.
O dahî bir demiri ateşte
kızdırarak,
Dağlardı Onu hergün, başına
bastırarak.
Bir gün hazreti “Habbâb”,
Sevgili Peygambere,
Bu acıklı hâlini arz eyledi
bir kere.
Gösterip başındaki yanık
izlerini hep,
Müstecap duâsını eyledi
Ondan talep.
Resûl çok üzülerek çektiği
bu azâba,
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
yardım eyle Habbâb’a.)
Ânında kabûl oldu Onun bu
temennîsi,
Bir derde yakalandı Onun o
efendisi.
Müşrikin habîs başı,
şiddetle ağrıyordu.
Bunun ızdırâbıyla inleyip
ağlıyordu.
Çâre bulamadılar bu başının
derdine.
Nihâyet bir tânesi dedi ki
kendisine:
(Ateşte kızdırarak bir
demir parçasını,
Her gün dağlatacaksın o
demirle başını.)
Çâresizlik içinde Habbâb’ı
çağırarak,
Dedi: (Dağla başımı, bir
demir kızdırarak.)
Artık O, bir demiri hergün
kızdırıyordu.
O kâfirin başına bastırıp
dağlıyordu.
Bir gün de bu sahâbî, gitti
“Âs bin Vâil”e,
Ondan alacağını istedi ricâ
ile.
O ise müşrik olup, şöyle
dedi kininden:
(Vermem alacağını dönmez
isen dîninden.)
Dedi: (Ben hayâtta ve
öldükten sonra dahî,
Bu din üzerindeyim, vaz
geçemem Vallahi.)
“Âs bin Vâil”
kâfiri, istihzâ eyliyerek,
Mübârek sahâbîye sinsi
sinsi gülerek,
Dedi: (Öldükten sonra,
mâdem dirileceğim,
Sana olan borcumu, orada
ödiyeyim.)
Bu sözü üzerine nâzil oldu
bir âyet.
Azâbla müjdelendi, o kâfir
en nihâyet.
|