|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
SENDE
VİCDÂN YOK MUDUR ?
Kendime geldiğimde, baktım
ki güneş batmış.
Üstümdeki kayayı, kaldırıp
biri atmış.
Dedim ki: (Yâ ilâhî, çok şükür bu hâlime.
Zîra halel gelmedi îmânıma, dînime.)
Sonra, kendi kendime
söylendim ki ben hemen:
(Hepsi
hoş ve güzeldir elbette Haktan gelen.)
Yine bir gün o zâlim,
elbisemi çıkarıp,
Kalın deve ipini, boynuma
sıkı sarıp,
Mekke çocuklarına verdi
ipin ucunu,
Yerlerde sürükletti
günlerce vücûdumu.
Öyle ki, param parça oldu
bütün bedenim.
O
gün Allahtan başka, yoktu yardım edenim.
Bir gün Resûl-i ekrem, oradan geçiyordu.
Bilâl, taşın altında (Allah birdir!) diyordu.
Buyurdu ki: (Yâ Bilâl, seni bu Allah demen,
Kurtarır bu insâfsız kâfirlerin elinden.)
Oradan hânesine gelince
biraz sonra,
Hazreti “Ebû Bekir” gelip girdi huzûra.
Ona dahî anlatıp o günkü
gördüğünü,
Bildirdi "Bilâl" için pek çok üzüldüğünü.
Hazreti Ebû Bekir, gitti hemen Bilâl’e.
Görünce, kendisi de çok
üzüldü bu hâle.
Baktı ki, “Kızgın kum”un içine yatırmışlar.
Üstüne de kocaman bir "Kaya"yı koymuşlar.
Çok üzülüp dedi ki o zâlim Ümeyye’ye:
(Niçin azâb edersin bu zavallı köleye?
“Lâ
ilâhe illallah” derse eğer bir insan,
Cezâya mı lâyıktır, yok
mudur sende vicdân?
Zavallının üstünden kaldır
at şu kayayı.
Ve sat bana. vereyim
istediğin parayı.)
Dedi: (Dünyâ dolusu versen de çok paralar,
Yine satmam Bilâl'i, vermişim kat’î karar.
Lâkin onu, bir şartla sana verebilirim.
Yardımcın “Âmir”
ile, “Bilâl”i değişirim.)
Çok iyi becerirdi “Âmir” de ticareti.
Onu elde etmekti Ümeyye’nin niyyeti.
(Kabûl!)
deyip, değişti Âmir’i Bilâl ile.
Kurtardı bu cefâdan Bilâl’i böylelikle.
Buna çok sevinmişti o Ümeyye kâfiri.
Dedi ki: (İyi oldu, aldattık Ebû Bekr’i.)
Hazreti Ebû Bekir, memnûn
idi daha da.
Zîra kurtarmış idi, Bilâl’i bu arada.
Onun kurtulmasını “Resûl” de çok isterdi.
Resûl’ü sevindirmek,
dünyâlara değerdi.
Ve hemen “Bilâl” ile el ele tutuşarak,
Geldi Resûlullaha
sevincinden uçarak.
Dedi: (Yâ Resûlallah, Bilâl’i, Ümeyye’den,
Âmir ile değişip, satın
aldım bugün ben.
Zîra gördüm ben dahî onun
bu cefâsını.
Siz dahî isterdiniz Onun
kurtulmasını.
İşte yâ Resûlallah, müjde
vereyim size,
Âzâd ettim Bilâl’i, sizin şerefinize.
Şu anda "köle" değil, "Hür"dür o bizim gibi.
Râhat etsin kalbiniz ey Allahın Habîbi!)
Resûlullah, çok fazla
sevindi bu habere.
Ve çok duâ eyledi hazreti Ebû Bekr’e.
|