|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
RESÛL
İLE ALAY EDENLER
Kâinâtın Sultânı, bir gün
Kâ’bede iken,
“Cibrîl”
aleyhisselâm yanına geldi birden.
Dedi ki: (Senin ile
istihzâ edenlerin,
Hakkından gelmek için,
emir aldım ve geldim.)
“Beş kişi” idiler ki
bu kâfirler o zaman,
İstihzâ ederlerdi Resûl’le
utanmadan.
Biraz sonra, beşi de,
hikmeti ilâhîyle,
Onların önlerinden geçtiler
sıra ile.
Herbirisi geçerken, “Cebrâil”,
o kişinin,
Baktı bir a’zâsına, helâk
olması için.
Kiminin bacağına, kiminin
göz ve ayak,
Gibi a’zâlarına baktı çok
sert olarak.
Daha sonra dedi ki Resûl-i
kibriyâya:
(Bu beş kişi, yakında
uğrarlar bir belâya.)
Her kimin neresine baktı
ise o zaman,
Hepsi helâk oldular, hep o
a’zâlarından.
“Âs bin Vâil eslemî”,
bunlardan biri buydu.
Oğlu ile birlikte, merkeple
gidiyordu.
Biraz sonra bu kâfir,
merkepten iner iken,
Ayağının birine, battı
sivri bir diken.
Kısa zaman içinde çok fecî
oldu hâli.
Şişti bütün bacağı “Deve
boynu” misâli.
Ağrı ve sancısından
bağırır, böğürürdü.
Derdi ki: (Muhammedin
Rabbi beni öldürdü.)
“Esved bin Muttalib”di,
ikinci kâfir ise,
Bir ağacın altında
otururken bu kimse,
Birden "Görme hassası"
gitti iki gözünden.
Cibrîl geldi yanına, o anda
gökyüzünden.
Başını, vura vura o ağaç
gövdesine,
Gönderdi pis rûhunu esfel-i
sâfilîne.
Kölesine derdi ki:
(Fırlasana yerinden.
Gelip de kurtarsana,
beni bunun elinden.)
O derdi ki: (Kimseyi
görmüyorum ben fakat.
Seni, kimin elinden
kurtarayım şu sâat?)
“Esved bin Abdi Yağves”,
bunların üçüncüsü.
Siyâh oldu âniden gövdesi,
habîs yüzü.
Akşam eve gelince,
değişmişti tamâmen.
İğrenç ve gâyet korkunç bir
hâle girdi birden.
Zevcesi, çocukları onu
tanımadılar.
Bu yüzden kendisini içeri
almadılar.
Gadabından, başını kapıya
vura vura,
Ebedî cehenneme vâsıl oldu
o ara.
“Hâris ibni Kays”
idi, biri o kâfirlerden.
Bir gün hararetlendi tuzlu
balık yemekten.
Ne çok su içtiyse de,
kanmıyordu ne var ki,
Zîra onun, bu yoldan
olacaktı helâki.
“Suya kanayım” diye,
içti içti habire.
Öyle ki, en sonunda çatladı
birden bire.
“Velîd bin Mugîre”ydi
beşincisi bunların.
Bu, önünden geçerken okçu
dükkânlarının,
Ok girdi bacağına
dükkânların birinden.
Çıkarmadı o oku, gurûr ve
kibirinden.
Kan kaybından o dahî
kendini etti helâk.
Böylece Cehenneme gitti
sonsuz olarak.
|