|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
EJDERHÂ VE ATEŞ KUYUSU
Bir gün de “Ebû Cehil”,
otururken Kâ’bede,
Orada bulunurdu Kureyş
kâfirleri de.
Onlara hitâb edip, dedi:
(Ey Kureyşliler!
Halk, müslümân oluyor her
gün birer ikişer.
Muhammed, dînimizi heryerde
ayıplıyor.
Ve bizim taptığımız putlara
“Bâtıl” diyor.
“Akılsız” gözü ile
bakıyor bizlere hep.
Onun bu davranışı, üzmez mi
sizi acep?
Yemînle söylerim ki
huzûrunuzda şu an,
Bunun intikamını alacağım
ben Ondan.
Yârın, büyük bir "Taş"ı
elime alacağım.
O secdeye gidince, başına
vuracağım.
Beni, onlara karşı
korumasanız da siz,
Ben bu dediğim işi
yapacağım şüphesiz.)
Müşrikler dediler ki bunun
karşılığında:
(Sen bunu yap, biz senin
bulunuruz yanında.
Yemîn ediyoruz ki,
koruruz seni elbet.
Yeter ki aramızdan ölüp
gitsin Muhammed.)
Ertesi gün, eline büyükçe “Bir
taş” aldı.
Beytullaha gelerek,
beklemeye başladı.
Vaktâ ki Resûlullah, gelip
durdu namâza.
Ebû Cehil kâfiri, duramadı
bir lâhza.
Kalktı hemen hışımla,
elinde koca “Bir taş”.
Bir köşeye gizlenip,
yaklaştı yavaş yavaş.
Az sonra, Resûlullah
secdeye vardığında,
Daha da ilerleyip, durdu
hemen ardında.
Ve o “Taş”ı
kaldırıp, vuracaktı ki birden,
O anda birden bire o taş
düştü elinden.
Birşeyden korkmuş gibi
titriyordu elleri.
Ve hemen geri dönüp, terk
eyledi o yeri.
Kâfirler merak edip,
sordular ona derhâl:
(Niçin taşı vurmayıp,
geri kaçtın, ne bu hâl?)
Dedi ki: (Hiç sormayın,
yaklaşınca ben Ona,
Kocaman bir "Ejderhâ"
hücûma geçti bana.
Öyle çok heybetli ve büyük
idi ki başı,
Ondan korkup, düşürdüm
elimdeki o taşı.
Görmemiştim ömrümde, öyle
korkunç bir hayvan.
Elimde olmaksızın firâr
ettim oradan.)
Bir gün de Beytullahda,
sordu ki müşriklere:
(Muhammed, namâz için
gelecek mi bu yere?)
Onlar (Evet) deyince, sordu
yine o günü:
(Namâz kılıp, toprağa
koyacak mı yüzünü?)
Onlar, bu suâle de deyince
hemen (Evet.)
Dedi: (Onun hakkından
geleceğim ben elbet.
O namâza durunca,
gizliden gideceğim.
Başını, ayağımla secdede
ezeceğim.)
Ertesi gün “O Server”,
namâza durdu gelip,
O, gitti arkasından,
gizlice ilerleyip.
Çok yaklaşmış idi ki
sevgili Peygambere,
Korkarak uzaklaştı oradan
birden bire.
(Ne için kaçtın?) diye ona
sorduklarında,
dedi: (Ateş kuyusu hâsıl
oldu ânında.
Alevlerin, üstüme
saçıldığını gördüm.
Korkup, hemen oradan
acele geri döndüm.)
|