|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
CEZÂSINI BULDU
Hazreti Peygamberin mübârek
kızlarından,
Hazreti “Ümmü Gülsüm”
ve “Rukayye”, o zaman,
İkisi de, sözlü ve
nikâhlıydı o ara.
Ve lâkin düğünleri
yapılmamıştı daha.
Bunlar, Ebû Leheb’in
oğullarından olan,
“Utbe” ve “Uteybe”yle
nikâhlılardı o an.
Henüz Tebbet sûresi olmuştu
yeni nâzil.
“Ebû Leheb” kızarak,
hemen buna mukâbil,
Oğulları “Utbe” ve
“Uteybe”ye, o mel’ûn,
Dedi ki: (Kızlarını
boşayın siz de Onun.
Boşayın ki, düşsün o bir
sıkıntı içine.
İstediğiniz kızı, alırım
size yine.)
Onlar da boşadılar hemen “Peki”
diyerek,
Hattâ alçak “Uteybe”,
ileriye giderek,
Peygamber-i zîşânın varıp
hemen yanına,
Çok hakâret ederek, şöyle
söyledi Ona:
(Ben, senin dîninden ve
senden hoşlanmıyorum.
ve işte bu sebepten,
kızını boşuyorum.
Artık ne sen beni gör,
ne ben seni göreyim.
Ne sen bana gel artık,
ne ben sana geleyim.)
Bununla da kalmayıp,
saldırdı üzerine.
Yakasına yapışıp, çok
şeyler dedi Ona.
Ve öyle sıkı tutup çekti ki
gömleğinden,
O mübârek gömleği yırtıldı
o yerinden.
Resûlullah bedduâ eylediler
o sâat:
(Yâ Rab, bir canavarı
eyle buna musallat.)
Bu “Uteybe” alçağı,
babasının yanına,
Dönüp, bu olanları anlattı
o gün ona.
Ebû Leheb dinleyip, dedi ki
ona fakat:
(Onun bu duâsından içim
hiç değil râhat.)
Bir müddet sonra ise,
çağırıp bir gün onu,
Şam’a, ticâret için
gönderdi bu oğlunu.
Konakladı kafile “Zerkâ”
denen bir yerde.
Dolaşmaya başladı bir “Arslan”
o çevrede.
Uteybe, o “Arslan”ı görünce
korktu fenâ.
Dedi: (Eyvâh, o arslan
muhakkak geldi bana.
Muhammedin duâsı, her
hâlde kabûl oldu.
Arslan beni yiyecek,
vâh, Uteybe mahvoldu.)
Onu, gâyet yüksekçe bir
yere yatırdılar.
Gecenin yarısında, o “Arslan”
geldi tekrâr.
Birer birer koklayıp
kafiledekileri,
Ve buldu en nihâyet o
mel’ûn “Uteybe”yi.
Üzerine sıçrayıp, karnını
yardı hemen.
Çok fecî parçaladı onu bir
çok yerinden.
Uteybe, verir iken en son
nefeslerini,
Diyordu ki: (Muhammed
öldürdü elbet beni.
Size ben zaman zaman der
idim ya "Muhammed,
İnsanların, en doğru
söyleyenidir elbet.”)
Mel’ûn, alçak Uteybe,
bunları diye diye,
Can verip yakalandı, azâb-ı
ebedîye.
Sonra, “Ebû Leheb”
de işitti hâdiseyi.
Ki, “Arslan parçalamış
evlâdı Uteybe’yi”.
Dedi: (Size demiştim,
Uteybe’nin hakkında.
Onun bu bedduâsı,
çıkacak pek yakında.)
|