|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
EZİYET, İŞKENCE, ZULÜM
Ertesi gün müşrikler, gelip
Kâ’be dibinde,
Atıp tutuyorlardı Resûl'ün
aleyhinde.
Az sonra, Resûlullah teşrîf
etti oraya.
Hep birden saldırdılar
Resûl-i kibriyâya.
Ve hattâ içlerinden, en
azılı ve bedbaht,
Bir kâfir var idi ki, “Ukbe
bin Ebî Muayt”,
Peygamber-i zîşânın yapıştı
yakasına,
Ve sıkmaya başladı sanki
boğarcasına.
Yetişti o esnâda, “Hazreti
Ebû Bekir”.
Ve gördü ki, vaziyet gâyet
tehlikelidir.
Onu, bu kâfirlerden
kurtarmak maksadıyle,
Daldı aralarına, hemence
can havliyle.
Dedi: (Rabbim Allahtır
diyen bir kimseyi siz,
Öldürecek misiniz, sizin
Peygamberiniz.)
Onlar, Resûlullahı
bırakarak bu kere,
Saldırıya geçtiler “Hazreti
Ebû Bekr”e.
Başına ve yüzüne vurdular
tekme tokat.
Ve “Utbe bin Rebî'a”
adındaki bir bedbaht,
Ayakkabılarıyla vurarak
yüzüne hem,
Kan içinde bırakıp, verdi
büyük bir elem.
Tanınmıyacak hâle gelmişti
ki mübârek,
Birden “Teym oğulları”
yetişti seğirterek.
Onu, o kâfirlerin alarak
ellerinden,
Kendisini böylece
kurtardılar ölümden.
Bir çarşafın içinde,
götürdüler evine.
Bayılmıştı, bir müddet
gelemedi kendine.
Babası ve Teym’liler, bu
mübârek kişinin,
Uğraştılar, kendine
gelebilmesi için.
Ancak akşama doğru
kendisine gelince,
(Resûlullah nasıldır?)
diyerek sordu önce.
Vâlidesi “Ümmül Hayr” sordu
ki: (Ey evlâdım!
Ne yemek istiyorsan, hemen
hazırlıyayım.)
Buna cevâp olarak, dedi:
(Ümmü Cemil'den,
Resûl'ün durumunu,
öğrenin gidip hemen.)
O, “Hazreti Ömer”in
olurdu hemşîresi.
Bir bilgi almak için ona
gitti annesi.
Üzüldü Ümmü Cemîl durumu
öğrenince.
Yine onun yanına geldiler
aynı gece.
Sordu Ümmü Cemîl’e hazreti
Ebû Bekir:
(Şu anda Resûlullah
acabâ ne hâldedir?)
(Hayâttadır) deyince, dedi:
(Elhamdülillah!
Peki şimdi ne yapar,
nerdedir Resûlullah?)
Ümmü Cemîl dedi ki: (Erkam’ın
evindedir.
Şükür hayâtta olup, sıhhati
yerindedir.)
Dedi: (Resûlullahı
görmedikçe ben bizzât,
Ne yer, ne de içerim,
geçse de hayli sâat.)
Gece, herkes uyuyup,
çekilince el ayak,
Güçlük ile doğrulup, onlara
dayanarak,
Yavaş yavaş yürüyüp, vardı
Resûlullaha.
Onu sıhhatli görüp,
şükreyledi Allaha.
Koklayıp öptü Onu, sevgiyle
sarılarak.
Kalbi, Onu görünce müsterih
oldu ancak.
|