|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
YAKIN AKRABÂYI DÂVET
Resûlullah, bi’setin ilk “Üç
yıl”ı içinde,
İnsanları islâma dâvet etti
gizlice.
İnsanlar, yavaş yavaş îmân
ediyorlardı.
Üç senede bu sayı, ancak “Otuz”a
vardı.
İbâdet yaparlardı onlar da
pek gizlice.
Ve ezberliyorlardı âyetleri
indikçe.
Bir müddet sonra ise, nâzil
oldu bir âyet.
Meâlen: (Akrabânı hak
dîne eyle dâvet!)
O Server, îfâ için Rabbinin
bu emrini,
Yakın akrabâsının dâvet
etti hepsini.
Onlar, “Ebû Tâlib”in
geldiğinde evine,
“Bir kab” yemek, “bir
tas” süt getirdi önlerine.
Besmele söyliyerek, yedi
önce kendisi.
Ve (Buyurun!)
deyince, başladı sonra hepsi.
Yemek "Bir kişilik"ti,
onlar "Kırk kişi"ydi tam.
Hepsi yiyip doydular,
eksilmedi hiç taam.
Görüp Resûlullahın işbu
mu’cizesini,
Bir hayret ve şaşkınlık
sardı o an hepsini.
İslâma dâvet için, Resûl
aleyhisselâm,
Onlara, bâzı şeyler
söyliyecekti ki tam,
Dâvetliler içinden, amcası
“Ebû leheb”,
Kalkıp, Resûlullaha
hakâretler etti hep.
Dedi: (Ey akrabâlar,
şunu diyeyim ki ilk,
Biz, hiç bugünki gibi,
büyük sihir görmedik.
Ey kardeşimin oğlu,
hattâ ben, senin gibi,
Şer, kötülük getiren
görmedim başka biri.)
Resûlullah, bu sözden
mahzûn oldu begâyet.
Zîra en yakınından
görüyordu hakâret.
Buyurdu: (Bugün bana,
bütün Arabistânın,
Yapamıyacakları kötülüğü
sen yaptın.)
Hiç birisi müslümân olmadan
dağıldılar.
Daha sonra onları, çağırdı
eve tekrâr.
Yemek yendikten sonra,
isteyip yine destûr,
Buyurdu: (Her türlü hamd,
sırf “Allah”a mahsûstur.
“Hak teâlâ”dan
gayri, yoktur başka bir ilâh.
Eşi ortağı yoktur, yegâne,
tektir “Allah”.
Yalan söylemiyorum, hakkı
bildiriyorum.
"Siz de bu tek Allah'a
îmân edin" diyorum.
Ben dahî o Allah’ın, size
ve her insana,
Gönderdiği Resûl'üm, îmân
edin siz bana.
Uyuduğunuz gibi, bir gün
öleceksiniz.
Ve uyanır gibi de, hep
dirileceksiniz.
Her yaptığınız işten,
olacak bir bir hesâp.
Görürsünüz karşılık, ya "Mükâfât",
ya "Azâb".
Orada iki yer var, ya “Cehennem”,
ya “Cennet”.
Ya ebedî bir elem, ya da
sonsuz bir ni’met.)
Amcası Ebû Tâlip, dedi ki:
(Ey yeğenim!
Elimden geldiğince sana
yardım ederim.
Bu nasîhatlerini
dinleyip kabûllendik.
Ve bütün sözlerini,
gönülden tasdîk ettik.
Emr olunduğun şeye,
devam eyle her sâat.
Bu husûsta yardımcın,
evvelâ benim bizzât.)
Diğer akrabâlar da, sırf “Ebû
Leheb” hâriç,
Hep yumuşak konuşup,
üzmediler Onu hiç.
|