|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
HAZRETİ ALÎ’NİN ÎMÂNA
GELMESİ
“Hazreti Hatîce”yle,
bir zaman “Fahr-i âlem”,
Namâz kılıyorlardı cemâat
hâlinde hem.
Onları, bu hâliyle gördü “Hazreti
Alî”.
Henüz on yaşındaydı, merak
etti bu hâli.
Namâzın hitâmında, suâl
etti: (Bu nedir?)
Buyurdu ki: (Yâ Alî, bu,
Allahın dînidir.
O Allah ki, birdir ve
eş, ortak yoktur Ona.
Seni dâvet ederim bu
Allaha îmâna.)
Dedi ki: (Babam ile
meşveret eyliyeyim.
Sonra gelip, bu bâbta size
cevap vereyim.)
Buyurdu ki: (Yâ Alî,
îmâna gelmez isen,
Bu sırrı, başkasına
söyleme yine de sen.)
İki adım atınca, geldi ki
hâtırına:
(Nasîhat eylemişti bu bâbta
babam bana.
Demişti ki: “Yâ Alî, ne
der ise Muhammed,
Hiç tereddüt etmeden
tasdîk eyle, kabûl et.”)
"Şehâdet"i getirip,
müslümân oldu hemen.
O oldu çocuklardan ilk önce
îmân eden.
Resûlullah uğrunda yaptı
çok fedâkârlık.
Onu, kendi nefsine tercîh
etti O artık.
“Zeyd ibni Hârise”dir
dördüncü îmân eden.
Hemen tasdîk etmişti, hiç
tereddüt etmeden.
Âzâd olmuş köleler içinde
ise bu zât,
İlk îmân etmek ile
şereflendi o sâat.
Hazreti Osmân’ın
Îmânı
“Hazreti Ebû Bekir”,
gelir gelmez îmâna,
Hemen yârânlarının koşup
gitti yanına.
Osmân, Talha ve Zübeyr,
Sa’d ve Abdurrahmân,
Hazreti Ebû Bekr’in
arkadaşıydı o an.
Kendisi îmân edip, erince
hidâyete,
İstedi ki, onlar da
kavuşsun bu devlete.
Hazreti Osmân der ki: (Bir
teyzem vardı benim.
Kâhindi, bir gün onu
ziyârete gitmiştim.
Bana dedi: (Yâ Osmân,
sana, zevce olarak,
Güzel yüzlü, zâhide bir
kız nasîb olacak.
O hanım, senden önce
görmemiştir bir erkek.
Büyük bir Peygamberin
hem kızı olsa gerek.
Ve hattâ o Peygamber,
aramızdadır şu an.
Vahiy nâzil olmuştur Ona
Allah katından.)
Dedim ki: (Bu şehirde,
bilinmiyor hiç böyle.
O hâlde sen bu sırrı az
daha açık söyle.)
Dedi ki: (Muhammed bin
Abdullah var ya hani,
O zâta Peygamberlik
gelmiştir henüz yeni.)
Çok hayrette kalmıştım
teyzemin sözlerine.
Hemen koştum acele Ebû
Bekir’in evine.
Zîra biz, Onun ile
arkadaştık o zaman.
Durumu anlatınca, bana
dedi: (Yâ Osmân!
Sen akıllı kimsesin,
teyzenin sözleri hak.
Cansız put, ilâhlığa hiç
olur mu müstehak?)
Sonra, beni Resûl’e alıp
gitti o zaman.
Resûl beni görünce, buyurdu
ki: (Yâ Osmân!
Hak teâlâ Cennete ediyor
seni dâvet.
Ben O’nun Resûlüyüm. sen
de eyle icâbet.)
Hemen tasdîk eyledim
“Allahın Resûlü”nü.
"Şehâdet"i getirip,
îmân ettim o günü.
|