ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

05 - Bİ'SETİ ve DA'VETİ

 İLK VAHYİN GELMESİ

 

“Otuz yedi” yaşında idiler ki o Server,

Gâibden (Yâ Muhammed!) diye duydu bir sesler.

 

“Otuz sekiz” yaşına girdiğinde de yine,

Bu defâ bâzı “Nûrlar” göründü kendisine.

 

Peygamberlik gelmesi daha yaklaştığında,

Edîb “Kus bin Sâide”, Ukaz panayırında,

 

Toplanan insanlara bir “Müjde” veriyordu.

O meşhûr hutbesinde, o gün şöyle diyordu:

 

(Ey insanlar geliniz, alınız ki bir ibret.

Yaşıyan herkes ölüp, fâni olur âkıbet.

 

Gelin kulak verin ki, bize mühim "Haber" var.

Olacak hâdiseden, siz de olun haberdâr.

 

Hak teâlâ indinde, bir "Din" var, hak ve gerçek.

Ve Onun “Peygamber”i var ki, bir gün gelecek.

 

Hem de çok yakınlaştı o “Resûl”ün gelmesi.

Başınızın üstüne düştü hattâ gölgesi.

 

Ona îmân edenler, erer sonsuz râhata.

Vây Ona isyan edip, inkâr eden bedbahta.)

 

O gün Arabistanda yoktu huzûr ve râhat.

Kaplamıştı her yeri, haksızlık, zulüm, fesat.

 

Her türlü ahlâksızlık, hüner sayılıyordu.

İçki, kumar ve zinâ, hiç yadırganmıyordu.

 

Âdem Nebî”den beri, dünyâda böylesine,

Bir vahşet ve sapıklık olmamıştı bir sene.

 

Çoğu insan, âdetâ canavar kesilmişti.

Cemiyet, patlamaya hazır hale gelmişti.

 

İnsanların huzûra kavuşmaları için,

Doğması gerekirdi “Seâdet güneşi”nin.

 

Onun doğması ile, küfür yok olacaktı.

Zulümlerin yerini “Adâlet” alacaktı.

 

Önce “Sâdık rüyâlar” gösterildi kendine.

Rüyâda gördükleri, çıkardı aynen yine.

 

Bu sâdık rüyâları, “Vahiy”den cüz idi tam.

O Server”in bu hâli, altı ay etti devâm.

 

Daha da yaklaşınca asıl vahy’in gelmesi,

Çoğaldı işittiği o (Yâ Muhammed!) sesi.

 

O Server’e, “Yalnızlık” sevdirildi bu kere.

Hira mağarasında, başladı tefekküre.

 

Bâzan Mekkeye inip, Beytullaha giderdi.

Ve bir müddet, evinde istirâhat ederdi.

 

Sonra, biraz yiyecek alaraktan yanına,

Giderdi yine yalnız, “Hira mağarası”na.

 

Bâzan günlerce kalır, Mekkeye inmezdi pek.

O zaman da, zevcesi götürürdü yiyecek.

 

Kırk” yaşındayken bir gün, Hira mağarasında,

Tefekküre dalmıştı, bir gece yarısında.

 

Onyedi Ramazanda, Pazartesi gecesi,

İşitti kendisini çağıran aynı sesi.

 

Başını kaldırıp da, baktığında etrâfa,

(Yâ Muhammed!) sesini işitti O bir daha.

 

Ve her yeri kaplıyan bir “Nûr” gördü âniden.

Arkasından “Cebrâil” göründü Ona birden.

 

Resûl-i kibriyâya hitâben (Oku!) dedi.

(Ben okumuş değilim) diyerek cevap verdi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan