|
05 - Bİ'SETİ ve DA'VETİ
İLK VAHYİN GELMESİ
“Otuz yedi” yaşında idiler
ki o Server,
Gâibden (Yâ Muhammed!)
diye duydu bir sesler.
“Otuz sekiz” yaşına
girdiğinde de yine,
Bu defâ bâzı “Nûrlar”
göründü kendisine.
Peygamberlik gelmesi daha
yaklaştığında,
Edîb “Kus bin Sâide”,
Ukaz panayırında,
Toplanan insanlara bir “Müjde”
veriyordu.
O meşhûr hutbesinde, o gün
şöyle diyordu:
(Ey insanlar geliniz,
alınız ki bir ibret.
Yaşıyan herkes ölüp, fâni
olur âkıbet.
Gelin kulak verin ki, bize
mühim "Haber" var.
Olacak hâdiseden, siz de
olun haberdâr.
Hak teâlâ indinde, bir
"Din" var, hak ve gerçek.
Ve Onun “Peygamber”i
var ki, bir gün gelecek.
Hem de çok yakınlaştı o “Resûl”ün
gelmesi.
Başınızın üstüne düştü
hattâ gölgesi.
Ona îmân edenler, erer
sonsuz râhata.
Vây Ona isyan edip, inkâr
eden bedbahta.)
O gün Arabistanda yoktu
huzûr ve râhat.
Kaplamıştı her yeri,
haksızlık, zulüm, fesat.
Her türlü ahlâksızlık,
hüner sayılıyordu.
İçki, kumar ve zinâ, hiç
yadırganmıyordu.
“Âdem Nebî”den beri,
dünyâda böylesine,
Bir vahşet ve sapıklık
olmamıştı bir sene.
Çoğu insan, âdetâ canavar
kesilmişti.
Cemiyet, patlamaya hazır
hale gelmişti.
İnsanların huzûra
kavuşmaları için,
Doğması gerekirdi “Seâdet
güneşi”nin.
Onun doğması ile, küfür yok
olacaktı.
Zulümlerin yerini “Adâlet”
alacaktı.
Önce “Sâdık rüyâlar”
gösterildi kendine.
Rüyâda gördükleri, çıkardı
aynen yine.
Bu sâdık rüyâları, “Vahiy”den
cüz idi tam.
“O Server”in bu
hâli, altı ay etti devâm.
Daha da yaklaşınca asıl
vahy’in gelmesi,
Çoğaldı işittiği o (Yâ
Muhammed!) sesi.
O Server’e, “Yalnızlık”
sevdirildi bu kere.
Hira mağarasında, başladı
tefekküre.
Bâzan Mekkeye inip,
Beytullaha giderdi.
Ve bir müddet, evinde
istirâhat ederdi.
Sonra, biraz yiyecek
alaraktan yanına,
Giderdi yine yalnız, “Hira
mağarası”na.
Bâzan günlerce kalır,
Mekkeye inmezdi pek.
O zaman da, zevcesi
götürürdü yiyecek.
“Kırk” yaşındayken
bir gün, Hira mağarasında,
Tefekküre dalmıştı, bir
gece yarısında.
Onyedi Ramazanda, Pazartesi
gecesi,
İşitti kendisini çağıran
aynı sesi.
Başını kaldırıp da,
baktığında etrâfa,
(Yâ Muhammed!)
sesini işitti O bir daha.
Ve her yeri kaplıyan bir “Nûr”
gördü âniden.
Arkasından “Cebrâil”
göründü Ona birden.
Resûl-i kibriyâya hitâben (Oku!)
dedi.
(Ben okumuş değilim)
diyerek cevap verdi.
|