ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - GENÇLİĞİ ve EVLENMESİ

KÂ’BEDE HAKEMLİK

 

Peygamber Efendimiz, yaşı “Otuzbeş” iken,

Henüz Peygamberliği teblîğ edilmemişken,

 

Kâ’be-i şerîfenin tâmiri sırasında,

Bir “Hakemlik” yapmıştı kavimler arasında.

 

Şöyle ki, zaman ile yağan yağmur ve selden,

Kâ’be”nin duvarları yıpranmıştı tamâmen.

 

Ayrıca, o yıllarda çıkan büyük bir yangın,

İle tahrîb olmuştu her yanı “Beytullah”ın.

 

Kâbeyi, bu hâlinden kurtarmak için dahî,

Yıkıp, yeniden yapmak istiyordu ahâli.

 

Kureyş kabîleleri bir yerde toplanarak,

Konuşup, bu fikirde eylediler ittifak.

 

Hazreti İbrâhîmin temellerine kadar,

Duvarları yıkmaya, verdiler hepsi karar.

 

Yıkım işi bitince, başladılar örmeye.

Ve dört yandan duvarlar başladı yükselmeye.

 

Dört kabîle vardı ki, en meşhûr o zamanlar,

Her biri, bir duvarı örmeye başladılar.

 

Bu işin, çok büyük bir şerefi olduğunu,

Bilerek, bir hevesle yapıyorlardı bunu.

 

Ve lâkin bir ihtilâf başladı biraz sonra.

Tam “Hacer-ül esved” e gelmişti çünkü sıra.

 

Onu, hangi kabîle koyacaktı yerine?

Üstünlük gösterirdi herbiri diğerine.

 

Her kabîle, (Bu şeref bize âit) diyordu.

Hiçbirisi bu işten ferâgat etmiyordu.

 

Kavimler arasında çıktı bir anlaşmazlık.

Münâkaşa, kavgaya dönüşüyordu artık.

 

Abdüddâr oğulları diyordu: (Eğer ki biz,

Buna nâil olmazsak, muhakkak kan dökeriz.)

 

Çıkmak üzereydi ki bir kavga, tam o sâat,

Huzeyfe bin Mugîre” adında yaşlı bir zât,

 

Çıkıp nidâ etti ki: (Ey Kureyş kabîlesi!)

İhtiyârın sesine kulak verdi cümlesi.

 

Dedi ki: (Şu kapıdan ilk önce kim girerse,

Bu işin hâlli için, hakem olsun o kimse.)

 

Kabûl edip, merakla beklediler bu sefer.

Az sonra, o kapıdan teşrîf etti “O Server”.

 

Baktılar, doğruluğu ve mutlak emînliği,

En meşhûr biri geldi, dediler: (Bu, pek iyi.)

 

Zîra Resûl-i ekrem, bi’setten daha evvel,

Emîn” olması ile tanınmıştı mükemmel.

 

Bu yüzden, kendisine “El Emîn” deniyordu.

Ve herkes. her husûsta Ona güveniyordu.

 

Gelince. vaziyeti anlatıp kendisine.

Dediler: (Hep râzıyız bunda senin sözüne.)

 

O Server (Peki!) deyip, bir yaygı buldurarak,

Ve “Hacer-ül esved”i üzerine koyarak,

 

Buyurdu: (Bu örtünün, şimdi dört bir ucundan,

Her kavimden bir kişi, gelsin ve tutsun şu an.)

 

Hepsinden birer kişi, gelip onu tuttular.

Bitmişti o ihtilâf, hepsi de memnûndular.

 

Taşın konulacağı yere gelinceye dek,

Taşı, o örtü ile kaldırdılar müşterek.

 

Sonra “Resûl-i ekrem” taşı alıp kendisi,

Mahalline koyunca, memnûn oldu cümlesi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan