|
04 - GENÇLİĞİ ve
EVLENMESİ
KÂ’BEDE HAKEMLİK
Peygamber Efendimiz, yaşı “Otuzbeş”
iken,
Henüz Peygamberliği teblîğ
edilmemişken,
Kâ’be-i şerîfenin tâmiri
sırasında,
Bir “Hakemlik”
yapmıştı kavimler arasında.
Şöyle ki, zaman ile yağan
yağmur ve selden,
“Kâ’be”nin duvarları
yıpranmıştı tamâmen.
Ayrıca, o yıllarda çıkan
büyük bir yangın,
İle tahrîb olmuştu her yanı
“Beytullah”ın.
Kâbeyi, bu hâlinden
kurtarmak için dahî,
Yıkıp, yeniden yapmak
istiyordu ahâli.
Kureyş kabîleleri bir yerde
toplanarak,
Konuşup, bu fikirde
eylediler ittifak.
Hazreti İbrâhîmin
temellerine kadar,
Duvarları yıkmaya, verdiler
hepsi karar.
Yıkım işi bitince,
başladılar örmeye.
Ve dört yandan duvarlar
başladı yükselmeye.
Dört kabîle vardı ki, en
meşhûr o zamanlar,
Her biri, bir duvarı örmeye
başladılar.
Bu işin, çok büyük bir
şerefi olduğunu,
Bilerek, bir hevesle
yapıyorlardı bunu.
Ve lâkin bir ihtilâf
başladı biraz sonra.
Tam “Hacer-ül esved”
e gelmişti çünkü sıra.
Onu, hangi kabîle koyacaktı
yerine?
Üstünlük gösterirdi herbiri
diğerine.
Her kabîle, (Bu şeref
bize âit) diyordu.
Hiçbirisi bu işten ferâgat
etmiyordu.
Kavimler arasında çıktı bir
anlaşmazlık.
Münâkaşa, kavgaya
dönüşüyordu artık.
Abdüddâr oğulları diyordu:
(Eğer ki biz,
Buna nâil olmazsak,
muhakkak kan dökeriz.)
Çıkmak üzereydi ki bir
kavga, tam o sâat,
“Huzeyfe bin Mugîre”
adında yaşlı bir zât,
Çıkıp nidâ etti ki: (Ey
Kureyş kabîlesi!)
İhtiyârın sesine kulak
verdi cümlesi.
Dedi ki: (Şu kapıdan ilk
önce kim girerse,
Bu işin hâlli için,
hakem olsun o kimse.)
Kabûl edip, merakla
beklediler bu sefer.
Az sonra, o kapıdan teşrîf
etti “O Server”.
Baktılar, doğruluğu ve
mutlak emînliği,
En meşhûr biri geldi,
dediler: (Bu, pek iyi.)
Zîra Resûl-i ekrem,
bi’setten daha evvel,
“Emîn” olması ile
tanınmıştı mükemmel.
Bu yüzden, kendisine “El
Emîn” deniyordu.
Ve herkes. her husûsta Ona
güveniyordu.
Gelince. vaziyeti anlatıp
kendisine.
Dediler: (Hep râzıyız
bunda senin sözüne.)
O Server (Peki!) deyip, bir
yaygı buldurarak,
Ve “Hacer-ül esved”i
üzerine koyarak,
Buyurdu: (Bu örtünün,
şimdi dört bir ucundan,
Her kavimden bir kişi,
gelsin ve tutsun şu an.)
Hepsinden birer kişi, gelip
onu tuttular.
Bitmişti o ihtilâf, hepsi
de memnûndular.
Taşın konulacağı yere
gelinceye dek,
Taşı, o örtü ile
kaldırdılar müşterek.
Sonra “Resûl-i ekrem”
taşı alıp kendisi,
Mahalline koyunca, memnûn
oldu cümlesi.
|