|
04 - GENÇLİĞİ ve
EVLENMESİ
MİSK KOKUSU GİZLENMEZ
“Sevgili Peygamber”in
yümn-ü bereketiyle,
Kârlı bir alışveriş yapıldı
böylelikle.
Öyle büyük kazançla dönüldü
ki seferden.
Bundan daha fazlası
olmamıştı evvelden.
Kervan Meruzzahrân’a
geldiğinde, Meysere,
“Müjde” götürmesini
arz etti o Server’e.
Onun bu teklîfini O kabûl
buyurarak,
Sür’atle ilerledi kervandan
ayrılarak.
Hak teâlâ, “Üç günlük”
uzun mesâfeleri,
Kısaltıp, bir sâatta
götürdü “O Server”i.
Kervanın dönme vakti
yaklaşınca Mekke’ye,
Bir heyecân gelmişti “Hazreti
Hatîce”ye.
Hizmetçileri ile, sarayın
üzerinden,
Kervanın gelmesini beklerdi
her gün hemen.
“Nefîse hâtun” der
ki: (Ben bir gün, Hatîce’nin,
Evine girmiş idim, ziyâret
etmek için.
Yine hizmetçilerle,
üzerinde sarayın,
Merakla dönmesini
bekliyordu kervanın.
Ansızın “Bir develi” gördü
ufuk yerinde.
Bir de “Bulut”
belirdi başının üzerinde.
Birer kuş sûretinde ayrıca
“İki melek”,
Gölge yapıyorlardı Ona
kanat gererek.
Ve mübârek alnında bulunan
“Nûr-u Nebî”,
Gelirken, uzaklardan
parlıyordu “Ay” gibi.
Çok sevindi Hatîce Onu
gördüğü zaman.
Lâkin bu sevincini
saklıyordu onlardan.
Gerçi anlamış idi, Onun "Kim"
olduğunu.
Ve lâkin bilmezlikten
gelerekten o bunu,
Dedi ki: (Bir develi
görünür şuracıkta.
Gelen kim olabilir acabâ
bu sıcakta?)
Hizmetçiler dedi ki: (Bu
gelen Muhammed’dir.)
Dedi: (Zannetmiyorum,
zîra tek gelmektedir.)
Dediler: (Ey Hatîce,
gizlenemez muhabbet.
Siz de bilirsiniz ki, bu
gelen “Odur” elbet.
Yüzünüzün sevinci, bunu
izhâr ediyor.
Gözlerinizin içi, “Bu
gelen, Odur” diyor.
Sen ise, sevincini
saklıyorsun bizlerden.
Ve lâkin “Misk kokusu”
gizlenemez ne etsen.)
Geldi sonra “O Server”
Hatîcenin evine.
Ve “Müjde mektûbu”nu
iletti kendisine.
Hatîce Hâtun hemen okudu o
"Müjde"yi.
Ve Ona bağışladı o zînetli
deveyi.
Cevâbî mektûbunu yazarak
verdi Ona.
O Server geri dönüp, vâsıl
oldu kervana.
Bir nice günden sonra, asıl
kervan velhâsıl,
Nihâyet selâmetle Mekkeye
oldu vâsıl.
Meysere, “O Server”in
üstün hasletlerini,
Kuşların kendisine gölge
ettiklerini,
Hazreti Hatîce’ye anlattı
hem de içten.
O ise dinledikçe ağlıyordu
sevinçten.
Hâlini gizliyerek dedi ki
Meysere'ye:
(Anlatma bu şeyleri
benden gayri kimseye.)
Korkusu şu idi ki: “Şâyi
olursa eğer,
Duyanlar, kızlarını Ona
vermek isterler”.
Halbuki bu şerefe, O ermek
istiyordu.
Hakîkaten bu devlet Ona
müyesser oldu.
|