|
04 - GENÇLİĞİ ve
EVLENMESİ
KUŞLAR GÖLGE YAPARDI
Uğurlandı böylece o büyük
mutlu kervan.
Ayrılıp, bir huzûrla yoluna
oldu revân.
Meysere, “Hatîce”nin
tâlimâtı üzere,
Kıymetli bir elbise
giydirdi “O Server”e.
Çok zînetli deveye bindirip
kendisini,
Aldı kendi eline, devesinin
ipini.
Hazreti Hatîce’nin dediği
gibi aynen,
Girdi tâm hizmetine o andan
i'tibâren.
Yolcular gördüler ki, bu
sefer müddetince,
“O Server”in başının
üstünde, gündüz gece,
Bir “Bulut” gölge
yapar Onu tâkip ederek,
Yine, kuş sûretinde bulunur
“İki Melek”.
Bir ara iki deve, gâyet
yorulmuşlardı.
Bunun için kervandan geride
kalmışlardı.
Onlara eli ile dokununca “O
Server”,
Bir anda sür'atlenip, öne
geçiverdiler.
Kervan, “Busrâ”
denilen yere vardı nihâyet.
O manastır yanında
konakladı bir müddet.
“Râhip Bahîra” ölmüş,
yerine, ondan sonra,
Başka biri gelmişti, ismi “Râhip
Nastûrâ”.
Bu râhip, Meysereyi çağırıp
sordu bizzât,
Dedi: (Kimdir şu ağaç
altında oturan zât?
Zîra şimdiye kadar, bu
yerde hiçbir zaman,
Peygamberlerden başka
olmamıştır oturan.
Hem de O oturunca o
ağacın altında,
Kuru iken, yeşerip,
yapraklandı ânında.)
Meysere, o râhibi tasdîk
edip ve hemen,
Dedi: (O, bir zâttır ki
Kureyş kabîlesinden,
Şerefli bir kimsedir, gâyet
asîl ve emîn.
Onun gibi bir kimse görmedi
rûy-i zemîn.)
Râhip, hayret içinde sordu
ki ona tekrâr:
(Kırmızılık var mıdır
gözlerinde bir miktâr?)
(Evet vardır) deyince,
hayreti arttı daha.
Dedi: (Ben, şimdi yemîn
ederim ki Allaha,
Bu kimse, ileride
Peygamber olacaktır.
En son gelecek olan son
Peygamber bu zâttır.
Ne olaydı, bu zâtın
nübüvvet zamanına,
Yetişip, bir hizmette
bulunsaydım zâtına.)
Busrâ’nın pazarında mal
satarken “O Server”,
Yine bir yehûdîyle
karşılaştı bir sefer.
Yehûdî, Onda olan bu güzel
hasletleri,
Görüp, incelemeye başladı o
Server’i.
Yâni âhir zamanda gelecek
Peygamberin,
Evsâfını, üstünde görerek O
Server'in,
Hâlini daha iyi anlamak
gâyesiyle,
Dedi ki: (Alış veriş
yaparım ben seninle.
Lâkin "Lât" ve "Uzzâ"ya
yemîn et, inanayım.
O zaman senin ile bir
ticâret yapayım.)
Buyurdu: (Ben onlara
kat'iyyen yemîn etmem.
En çok nefret ettiğim
şeylerdir o putlar hem.)
Yehûdî feryâd edip,
seslendi ki bu sefer:
(İşte, âhir zamanda gelecek
son Peygamber!
Bilin ki, bu, ilerde
Peygamber olacaktır.
Âlemi karanlıktan, nûrlara
boğacaktır.)
|