|
04 - GENÇLİĞİ ve
EVLENMESİ
HATÎCE
HÂTUN’UN RÜYÂSI
Mekkeliler ekserî ticâret
yaparlardı.
Çoğu halk, geçimini bu yol
ile sağlardı.
O Server’in amcası Ebû
Tâlip de hattâ,
Yine ticâret ile uğraşırdı
orada.
Resûlullah “Yirmibeş”
yaşına geldiğinde,
Yoktu Ebû Tâlib’in fazla
malı elinde.
Geçim sıkıntısından
kederliydi ve üzgün.
Bu hâlde o Server’in yanına
geldi bir gün.
Dedi ki: (Ey
yeğenim, bu fakîrlik bizi de,
Sarstı ve bırakmadı hiçbir
şey elimizde.
“Hatîce binti Hüveylid”,
öyle zannederim ki,
Bir ticâret kervanı
gönderir Şam’a belki.
Bu işe, senin gibi temiz,
emîn, vefâkâr,
Birisini arıyor olmalı bu
aralar.
Hatîce Hâtun ile gidip de
bir konuşsak.
Seni, başkalarına tercîh
eder muhakkak.)
O esnâda Âtike binti
Abdülmuttalip,
Evlerine gelerek, dedi:
(Yâ Ebâ Tâlip!
Muhammed’in tezevvüc zamanı
geldi artık.
Bu işin çâresine bakmalı
bir aralık.)
Ebû Tâlip dedi ki: (Ben
de bu fikirdeyim.
Gece gündüz zihnimde
bunu düşünmekteyim.
Lâkin maddî bakımdan,
şimdi dardır elimiz.
Bu işi yapmak için, yok
başka gelirimiz.)
Âtike arz etti ki: (Bir
çâre düşünürüm.
Münâsib görür isen, ben
gider görüşürüm.
Hatîce, Şam’a giden ticâret
kervanına,
Bir kişi arıyormuş, haber
salmış her yana.
Ben gidip söyliyeyim bu işi
Hatîce’ye.
Böylece kavuşulur birkaç
kuruş akçeye.)
Evet, “Hatîce hâtun",
asîl, temiz, mükerrem,
Hüsnü cemâlde eşsiz bir
hanımdı, duldu hem.
"Güzel" olduğu
kadar, çoktu malı, serveti.
Çoktu aynı zamanda ilim,
edeb, iffeti.
Bu yüzden rağbet eden pek
çoktu kendisine.
Lâkin O, hiç kimseyi kabûl
etmezdi yine.
Çünkü rüyâ görmüştü o
günlerde O bizzât,
Bu yüzden hiç kimseye
etmiyordu iltifât.
O gece, rüyâsında
görünmüştü ki ona:
Gökten “Ay” yere
inip, giriverdi koynuna.
Ay’ın o parlak nûru, sonra
da koltuğundan,
Çıkıp, bütün âlemi
aydınlatmıştı o an.
Hemen akrabâsından “Varaka
bin Nevfel”e,
Gidip ricâ etti ki: (Ta’bîr
et bunu hele.)
Amcasının oğluydu bu
"Varaka bin Nevfel".
Hıristiyandı fakat,
bilgiliydi mükemmel.
Dedi ki: (Ey Hatîce, bu,
çok büyük müjdedir.
Âhir zaman Nebîsi şimdi
içimizdedir.
O Resûl, alır seni kendi
helâllığına.
Ve senin zamanında, ilk
vahiy gelir Ona.
O Peygamber, Kureyş’ten,
benî Hâşim’den olur.
Hak dîninin nûrları, bu
âlemi doldurur.
O Resûl’ün dînine, ilk
giren sen olursun.
Bu, çok büyük bir ni’met,
sana müjdeler olsun.)
|