ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - GENÇLİĞİ ve EVLENMESİ

 HATÎCE HÂTUN’UN RÜYÂSI

 

Mekkeliler ekserî ticâret yaparlardı.

Çoğu halk, geçimini bu yol ile sağlardı.

 

O Server’in amcası Ebû Tâlip de hattâ,

Yine ticâret ile uğraşırdı orada.

 

Resûlullah “Yirmibeş” yaşına geldiğinde,

Yoktu Ebû Tâlib’in fazla malı elinde.

 

Geçim sıkıntısından kederliydi ve üzgün.

Bu hâlde o Server’in yanına geldi bir gün.

 

Dedi ki: (Ey yeğenim, bu fakîrlik bizi de,

Sarstı ve bırakmadı hiçbir şey elimizde.

 

Hatîce binti Hüveylid”, öyle zannederim ki,

Bir ticâret kervanı gönderir Şam’a belki.

 

Bu işe, senin gibi temiz, emîn, vefâkâr,

Birisini arıyor olmalı bu aralar.

 

Hatîce Hâtun ile gidip de bir konuşsak.

Seni, başkalarına tercîh eder muhakkak.)

 

O esnâda Âtike binti Abdülmuttalip,

Evlerine gelerek, dedi: (Yâ Ebâ Tâlip!

 

Muhammed’in tezevvüc zamanı geldi artık.

Bu işin çâresine bakmalı bir aralık.)

 

Ebû Tâlip dedi ki: (Ben de bu fikirdeyim.

Gece gündüz zihnimde bunu düşünmekteyim.

 

Lâkin maddî bakımdan, şimdi dardır elimiz.

Bu işi yapmak için, yok başka gelirimiz.)

 

Âtike arz etti ki: (Bir çâre düşünürüm.

Münâsib görür isen, ben gider görüşürüm.

 

Hatîce, Şam’a giden ticâret kervanına,

Bir kişi arıyormuş, haber salmış her yana.

 

Ben gidip söyliyeyim bu işi Hatîce’ye.

Böylece kavuşulur birkaç kuruş akçeye.)

 

Evet, “Hatîce hâtun", asîl, temiz, mükerrem,

Hüsnü cemâlde eşsiz bir hanımdı, duldu hem.

 

"Güzel" olduğu kadar, çoktu malı, serveti.

Çoktu aynı zamanda ilim, edeb, iffeti.

 

Bu yüzden rağbet eden pek çoktu kendisine.

Lâkin O, hiç kimseyi kabûl etmezdi yine.

 

Çünkü rüyâ görmüştü o günlerde O bizzât,

Bu yüzden hiç kimseye etmiyordu iltifât.

 

O gece, rüyâsında görünmüştü ki ona:

Gökten “Ay” yere inip, giriverdi koynuna.

 

Ay’ın o parlak nûru, sonra da koltuğundan,

Çıkıp, bütün âlemi aydınlatmıştı o an.

 

Hemen akrabâsından “Varaka bin Nevfel”e,

Gidip ricâ etti ki: (Ta’bîr et bunu hele.)

 

Amcasının oğluydu bu "Varaka bin Nevfel".

Hıristiyandı fakat, bilgiliydi mükemmel.

 

Dedi ki: (Ey Hatîce, bu, çok büyük müjdedir.

Âhir zaman Nebîsi şimdi içimizdedir.

 

O Resûl, alır seni kendi helâllığına.

Ve senin zamanında, ilk vahiy gelir Ona.

 

O Peygamber, Kureyş’ten, benî Hâşim’den olur.

Hak dîninin nûrları, bu âlemi doldurur.

 

O Resûl’ün dînine, ilk giren sen olursun.

Bu, çok büyük bir ni’met, sana müjdeler olsun.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan