ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - MÜBÂREK EMÂNET

RÂHİP BAHÎRA’NIN SEVİNCİ

 

Oniki” yaşlarına girdiğinde o "Server",

Düşündü Ebû Tâlip Şam yönüne bir sefer.

 

Bir zarar gelir diye Ona yâd ellerinde,

Götürmek istemedi Onu berâberinde.

 

Lâkin O, devesinin yularını tutarak,

Dedi: (Nasıl gidersin beni yalnız koyarak?

 

Ne anam ve ne babam, ne de bir acıyanım.

Sen gidersen, burada sıkılır benim canım.)

 

Bu söz “Ebû Tâlib”in sızlattı yüreğini.

Onu götürmek için, değiştirdi re’yini.

 

Hazırlığını yapıp, çıktılar bu sefere.

Geldiler daha sonra “Busrâ” denen bir yere.

 

Bahîra” nâm bir râhip var idi ki orada,

Büyük bir âlim idi, o zaman Nasârâ’da.

 

Ve okumuş idi ki semâvî kitâplardan:

(Âhir zaman Nebîsi, bir gün geçer buradan."

 

Hem de o Peygamberin çok alâmetlerini,

Öğrenmiş, bekliyordu bir gün teşrîflerini.

 

Belki o Peygamberle görüşürüm” diyerek,

Beklerdi manastırda, gece gün demiyerek.

 

Yıllardır gördüyse de pek çok kâfileleri,

Lâkin görememişti ma'lûm alâmetleri.

 

Nihâyet gördü bir gün, bir “Kervan”ı ilerden.

Bir de “Bulut” gelirdi, kervanın üzerinden.

 

Heyecânla irkilip, dikkatle baktı yine.

Taşlar selâm verirdi kervandaki birine.

 

Baktıkça, alâmetler peşpeşe geliyordu.

Ağaçlar, bir kimseye doğru eğiliyordu.

 

Bütün bunları görüp, inandı ki o anda:

Beklediği “Peygamber” geliyor bu kervanda.

 

Derhâl tertîp eyleyip, mükemmel bir ziyâfet,

Heyecânla onları yemeye etti dâvet.

 

Kâfile, o "Server"i, mallarının yanına,

Bırakıp, gittiler hep onun manastırına.

 

Dikkat ile bakarak Bahîra onlara hep,

Sordu ki: (Kâfileden gelmiyen var mı acep?)

 

Zîra geldiği hâlde kâfile tamâmiyle,

"Bulut" yine o yerde duruyordu ayniyle.

 

Dediler ki: (Gelmiyen, sâdece bir kişi var.

Onun nezâretinde duruyor çünkü mallar.)

 

Bahîra, (O da gelsin!) dedi ordakilere.

Çağırdılar, O dahî teşrîf etti o yere.

 

Sordu Ebû Tâlib’e: (Bu, akrabândan mıdır?)

(Oğlum olur) deyince, dedi ki: (Olmaz, hayır.

 

Sağ olmasa gerektir babası çünkü Onun.

Bu sebeple bu çocuk, olamaz senin oğlun.)

 

Ebû Tâlip dedi ki: (Kardeşimin oğludur.)

Dedi ki: (Tamâm işte, bu beyânın doğrudur.)

 

(Babasına ne oldu?) diye suâl edince,

Dedi: (Vefât eyledi, oğlu doğmadan önce.)

 

Sonra suâl etti ki: (Annesine ne oldu?)

(O da öldü) deyince, dedi ki: (Bu da doğru.)

 

Sorduğu suâllere aldığı bu cevaplar,

Karşısında Bahîra, suâller sordu tekrâr.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan