|
03 - MÜBÂREK EMÂNET
SEKİZ AYLIKKEN KONUŞTU
O Server, süt annesi
Halîme'den, her zaman,
Sol'dan değil, dâima
emiyordu hep “Sağ”dan.
"Sol"u, süt
kardeşine bırakırdı her sefer.
Hem orada, çabucak
beslenmişti o Server.
İki aylık olunca, emekledi
O hattâ.
Üç aylık olduğunda, durur
oldu ayakta.
Dört aylık'ken yürüdü
duvara tutunarak.
Beş aylık olduğunda,
yürüdü tam olarak.
Altı aylık olunca, serî’an
yürüyordu.
Yedi aylık iken de, her
yere gider oldu.
Sekiz aylık olunca, başladı
konuşmaya.
“Kelime-i tevhîd”i
zikreyledi ilk defâ.
Dokuz aylık olunca, konuştu
net ve açık.
On aylık olunca da, ok
atıyordu artık.
O andan i'tibâren, O,
Allahın ismini,
Anmadan, hiçbir şeye
sürmüyordu elini.
"Sağ eli"yle yemeye,
ederdi fazla dikkat.
Sol eliyle, hiçbir şey
yemez idi O fakat.
Vaktâ ki yürümeye
başlayınca sonradan,
Oyuna katılmaz ve
seyrederdi uzaktan.
Hem de buyururdu ki bu
mevzûya temasla:
(Biz kullar, bunun için
yaratılmadık aslâ.)
Güneş ışığı gibi bir "Nûr"
da, Onu yine,
Kaplar ve dağılırdı mübârek
bedenine.
Ayrıca “Ay” ile de
mükâleme ederdi.
O işâret ettikçe, Ay
hareket eylerdi.
Tâ ki “İki yaşına”
girdiğinde o Hazret,
Gelişmiş, gösterişli bir
çocuk oldu gâyet.
Başı üzre, devamlı “Beyaz
bir bulut” vardı.
Güneşin sıcağından Ona
gölge yapardı.
“Halîme Hâtun”, Ona,
kendi evlâtlarından,
Daha iyi bakar ve ayırmazdı
yanından.
Bir gün öğlen üzeri, çok
sıcakta o Server,
Çıkmıştı, süt kardeşi “Şeymâ”
ile berâber.
Lâkin Halîme Hâtun Onu
göremeyince,
Nereye gittiğini merak etti
bir nice.
Hemen dışarı çıkıp, aradı
göz nûrunu.
Süt kardeşi Şeymâ’nın
yanında buldu Onu.
Ve Şeymâ’ya dedi ki: (Bu
sıcakta ne için,
Çıktınız ki, râhatsız olur
bak bu kardeşin.)
O dedi: (Anneciğim, bu
kardeşime ama,
Bir bulut, başı üzre
gölge yapar dâima.
Güneşin ışığından
râhatsız olsak da biz,
Hiç râhatsız olmuyor
fakat bu kardeşimiz.)
Halîme Hâtun der ki: (Bu
sâhib-i seâdet,
Yaşını bitirince, sütten
kestim nihâyet.
İâde etmek için, Mekkeye
revân olduk.
Lâkin “Ondan ayrılmak
nasıl olur?” diyorduk.
Sevgisi, kalbimize öyle çok
girmişti ki,
Onu bırakıp gelmek, begâyet
müşkil işti.
Bahâneler söyleyip “Hazreti
Âmine”ye,
İzin aldım, az daha bizimle
kalsın diye.
O Server sâyesinde, elimize
velhâsıl,
Çok maddî ve mânevî
ni’metler oldu hâsıl.
|