|
02 - DÜNYÂYA TEŞRÎFLERİ
MÜJDE HABERLERİ
Vaktâ ki “Resûlullah” bu
dünyâya gelince,
Bir “Yıldız”
doğuverdi gökyüzünde o gece.
Görünce bu yıldızı yehûdi
âlimleri,
Resûl'ün doğumundan oldu
hep haberleri.
Hattâ biri, o sabah çıktı
çığlık atarak.
(Ey yehûdiler!)
diye, koşardı bağırarak.
Yehûdiler toplanıp, dediler:
(Ne diyorsun?
Ne hâdise oldu ki böyle
bağırıyorsun?)
Dedi: (Doğdu bu gece,
beklediğimiz Ahmet.
Zîra Onun yıldızı, bu
gece doğdu elbet.)
Ve yine Resûlullah doğunca,
birden bire,
Kâ’bedeki putların, yıkıldı
hepsi yere.
Bâhusûs kâfirlerin bir “Büyük
put”u vardı.
Yılda bir, ona gider ve
tavâf yaparlardı.
Yine bir gün, o putun
yanında toplandılar.
Lâkin onu, yüz üstü yere
düşmüş buldular.
Kaldırdılar ise de, yine
yere kapandı.
Ve bu garip hâdise, üç defâ
tekrarlandı.
Bu sefer etrâfına destek
verip diktiler.
O sırada gâibden bir nidâ
işittiler.
Diyordu ki: (Bir kimse
doğdu ki geçen gece,
Dünyâda bütün putlar
yıkıldılar böylece.)
Yine mecûsîlerin taptığı “Ateş”leri,
Vardı ki, sönmüyordu tâ bin
seneden beri.
Ve lâkin Resûlullah bu
dünyâya gelince,
O muazzam ateş de sönüverdi
o gece.
Ve yine o devirde, bir “Sâve
gölü” vardı.
Onu, bâzı kâfirler mukaddes
sayarlardı.
Vaktâ ki Resûlullah, bu
dünyâya gelince,
O gölün suyu dahî kurudu
tam o gece.
Yine Şam tarafında, bir de
“Semâve nehri”,
Vardı ki, akmıyordu o da
bin yıldan beri.
Vaktâ ki Resûlullah teşrîf
etti dünyâya,
O gece suyu doldu ve
başladı akmaya.
"Resûl"ün bu dünyâya
teşrîfinden mukaddem,
Şeytanlar, gökyüzüne
çıkabilirlerdi hem.
Ve bir çok bilgileri,
göklerden alırlardı.
Kureyş kâhinlerine gelip
anlatırlardı.
Kâhinler, o semâvî
bilgileri, mutlaka,
Şeytanlardan öğrenip,
söylüyorlardı halka.
Lâkin "Resûl-i ekrem"
gelince yeryüzüne,
Çıkamaz oldu artık
şeytanlar gökyüzüne.
Kâhinlerin bilgisi
kesilince nihâyet,
O günden i'tibâren sona
erdi kehânet.
O Server’in dedesi olan "Abdülmuttalip",
Torununun dünyâya geldiğini
öğrenip,
Bir sevinç ve mutluluk
duydu ki öylesine,
Üç gün ziyâfet verdi Mekke
ahâlisine.
Sonra her mahallede keserek
çok develer,
Hem insan, hem hayvânât
yiyip bayram ettiler.
Ziyâfet esnâsında,
sorarlardı ki ona:
(Niçin “Muhammed” ismi
verdin bu torununa?)
Derdi ki: (Allahın ve
insanların Onu hep,
Ve çok methetmesini
istedim, budur sebep.)
|