|
02 - DÜNYÂYA TEŞRÎFLERİ
Hz. ABDÜLMUTTALİB’İN RÜ’YÂSI
“Peygamber-i zîşân”ın
dünyâya teşrîfleri,
Olmadan, görünmüştü pek çok
işâretleri.
Doğacağına yakın, nice
meşhûr insanlar,
Geleceğine dâir görmüştü
çok rüyâlar.
Sonra bu rüyâları, o
zamanın en meşhûr,
Kâhinlerine gidip, tâbiri
sorulmuştur.
Onlar demişlerdir ki bu
rüyâlar hakkında:
“Âhir zaman Nebîsi
teşrîf eder yakında.”
Sevgili dedeleri “Abdülmuttalip”
dahî,
Bu husûsta, bir rüyâ
görmüştü bizâtihî.
Kendisi anlatır ki: Bir gün
uykuya daldım.
Rüyâ görüp, büyük bir
ürpertiyle uyandım.
Oğlum “Ebû Tâlip”le
gittik biz bir kâhine.
O, yüzüme bakarak, dedi ki:
(Bu hâlin ne?
Ey Kureyşin reîsi, ne
oldu sana böyle?
Çok mühim bir hâdise var
ise, hemen söyle.)
Dedim ki: (Evet, henüz
kimseye açmadığım,
Dehşetli bir rüyâmı size
anlatacağım.
Büyük “Bir ağaç”
gördüm, ucu göke varmıştı.
Dalları, doğuya ve batıya
yayılmıştı.
Ve ondan, öyle bir “Nûr”
çıkardı ki o anda,
Çok hafif kalıyordu, Güneş
onun yanında.
O, bâzan gözüküyor, bâzan
kayboluyordu.
Ve o muazzam “Nûr”u,
an be an artıyordu.
Kureyş kabîlesinden gördüm
bâzı insanlar,
Ağacın dallarına
tutunmuşlardı onlar.
Bir kısmı da, kesmeye
ederdi sa’y-ü gayret.
“Bir genç” ise,
onlara mâni oluyordu hep.
Çok da güzel bir yüzü var
idi ki o gencin,
Ömrümde öyle bir yüz
görmemiştim ben hemin.
Ve Ondan yayılırdı etrâfa
hoş kokular.
Dünyâ kokularından değildi
hem de bunlar.
Ağacın bir dalını tutmak
için o sâat,
El uzattım ise de,
ulaşamadım fakat.)
Rüyâmı anlatınca, baktım
yüzü değişti.
Gâyet heyecanlanıp, sarardı
benzi beti.
Dedi: (Bu, veriyor ki
bize şöyle bir haber:
Gelir senin sulbünden
yakında “Bir Peygamber”.
Doğuya ve batıya mâlik
olsa gerektir.
İnsanlar Ona uyup,
dînine girecektir.)
Oğlum Ebû Tâlib’e sonra
nazar ederek,
Dedi: (Bu, o Resûl’ün
amcası olsa gerek.)
Sonra ilâve etti: (Ve ey
Abdülmuttalip!
Onun nübüvvetinden sana
olmaz bir nasîb.
Yâni o Peygambere
nübüvvet geldiğinde,
Sen bulunmıyacaksın bu
dünyâ âleminde.
Ağacın dallarına tutunan
o kişiler,
Onun dînine girip, Ondan
nasîplenirler.)
Bu hâdiseden sonra, yıllar
geçti aradan,
Hattâ Abdülmuttalip göç
etti bu dünyâdan.
Ve nihâyet bir zaman,
bi’seti müteâkip,
Bunu, Resûlullaha anlattı
Ebû Tâlip.
Rüyâyı, kendileri ettiler
şöyle tâbir:
“Gördüğün büyük ağaç,
Muhammedül emîn’dir.”
|