ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - MÜBÂREK NÛR'U

ZULUMÂT VE ÂB-I HAYÂT

 

"Peygamber-i zîşân"ın doğmasına mukaddem,

Çok müthiş bir zulmete gömülmüştü bu âlem.

 

İnsanlar azgınlaşmış, unutmuştu "Allah"ı.

Yayılmıştı her yere mazlûmun âh-ü vâhı.

 

Unutulmuş, Allahın gönderdiği "Hak din"ler.

Almıştı yerlerini, beşerî düşünceler.

 

Mûsâ Kelîmullah”ın dîni unutulmuştu.

Tevrât” yok edilmiş ve tamâmen bozulmuştu.

 

Hazreti Îsâ”nın da dîni hıristiyânlık,

Bozulup, “Üç tanrı”ya inanılırdı artık.

 

Îrânlılar, şaşkınca “Ateş”e tapıyordu.

Bin senedir o ateş, hiç söndürülmüyordu.

 

Arabistânda dahî, insanlar çok sapıtmış,

Put” yerleştirmişlerdi Kâ’beye üçyüzaltmış.

 

Beytullahın olduğu Mekke’de bile, o an,

Sel gibi akıyordu küfür, günâh ve isyân.

 

Son haddine varmıştı zulüm ve ahlâksızlık.

İftihâr vesîlesi olmuştu bunlar artık.

 

Dînî, rûhî, siyâsî bakımdan Arabistân,

Kopkoyu bir karanlık içindeydi o zaman.

 

Zamân-ı câhiliyye” denir ki o devire,

Azgınlık ve şaşkınlık yayılmıştı her yere.

 

Ne içtimâî düzen, ne siyâsî bir nizâm,

Olmayıp, karışıklık sarmıştı her yeri tâm.

 

İçki, kumar, hırsızlık, zinâ ve ahlâksızlık,

İcrâ ediliyordu ne varsa her fenâlık.

 

Kadınlar, bir “Mal” gibi alınıp satılırdı.

Kız çocuğu doğması, zül, ayıp sayılırdı.

 

Felâket, yüz karası gelirdi bu onlara.

Kızları, diri diri gömerlerdi kumlara.

 

(Babacığım!) diyerek boynuna sarılsa da,

Acı feryâtlar ile, ağlayıp yalvarsa da,

 

Yine de gömerlerdi onları diri diri.

Hiç bu cinâyetlerden sızlamazdı kalpleri.

 

Bütün bunlardan başka, hazreti “İbrâhîm”in,

Hanîf dîni”ne bağlı, inançlı, temiz mü’min,

 

Kimseler de vardı ki, Allaha inanırlar.

Ve uzak dururlardı putlardan yalnız bunlar.

 

Peygamber-i zîşânın anne, baba, dedesi,

Böyle kimselerdi hep, bilcümle sülâlesi.

 

Lâkin o azgınları, ebedî Cehennemden,

Kurtaracak "Kahramân" lâzımdı çok geçmeden.

 

Nitekim doğmasına, az zaman kalmıştı hem.

Onu karşılamaya hazırlanırdı âlem.

 

İnsanlara, ebedî refâhı göstermeye,

Bir "Merhamet deryâsı" geliyordu bu kere.

 

Makâm-ı mahmûd” ile “Şefâat-i kübrâ”nın,

Sâhibi geliyordu hem dahî gâyet yakın.

 

Hep temiz alınlardan gelen “Nûr”un sâhibi,

O eşsiz “Büyük insan” geliyordu nûr gibi.

 

Allahü teâlânın “Habîbim” dediği zât,

Varlıkların özü ve hülâsa-i mevcûdât,

 

Hürmetine her şeyin yaratılmış olduğu,

Âleme rahmet olan “Bir Sultân” geliyordu.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan