ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - MÜBÂREK NÛR'U

HERŞEY ONUN ŞEREFİNE

 

Allahü teâlânın Habîbi, Sevgilisi,

Mahlûkâtın en üstün, en güzel, en iyisi.

 

Allah Onu methetmiş, en çok Onu sevmiştir.

Bütün ins’e ve cinne "Peygamber" göndermiştir.

 

Allah, her Peygambere ismiyle etti hitâb.

Ona, “Habîbim” diye buyurmuştur iltifât.

 

Bir âyette, meâlen buyurdu ki Rabbimiz:

(Seni, rahmet olarak gönderdik âleme biz.)

 

Ve yine buyurdu ki: (Sen olmasaydın eğer,

Hiçbir şey yaratmazdım, olmazdı yer ve gökler.)

 

Her Peygamber, kendinin yaşadığı devirde,

Kavminin, her bakımdan üstünüydü o yerde.

 

"Resûl-i zîşân" ise, dünyâ yaratılandan,

Tâ kıyâmete kadar, her devirde, her zaman,

 

Dünyânın her yerinde gelmiş veyâ gelecek,

İnsanların hepsinden üstündür, bu bir gerçek.

 

Kimse üstün olamaz Ondan hiçbir bakımdan.

Onu öyle yaratmış her şeye kâdir olan.

 

Hicretten elli üç yıl önce, "Mekke şehri"nde,

Rebî’ül evvel ayı, onikinci gününde,

 

Pazartesi gecesi ve sabaha karşı hem,

Dünyâya teşrîfiyle nûrlandı bütün âlem.

 

Hiçbir şey yaratmadan evvelâ cenâbı Hak,

Peygamber-i zîşânın “Nûr”unu eyledi halk.

 

Önce kendi nûrundan latîf, büyük bir “Cevher”,

Yaratıp, o cevherden var oldu başka şeyler.

 

Görünen görünmeyen, her ne ki varsa hattâ,

Hep ondan yaratıldı, ne varsa kâinâtta.

 

İlk var olan bu cevher, “Nûr-u Muhammedî”dir.

Rûhun ve her maddenin menşei bu cevherdir.

 

Suâl etti Resûl'e Câbir ibni Abdullah:

(Allah, neyi yarattı önce yâ Resûlallah?)

 

Buyurdu ki: (Her şeyden evvelâ cenâbı Hak,

Senin Peygamberinin Nûr’unu eyledi halk.

 

Yâni benim Nûr’umu, kendinin Nûr’undan hem,

Yarattı ki, o vakit yok idi Lehv ve Kalem.

 

Ne Cennet, ne Cehennem, yer ve gök, Arş-ü felek,

Yok idi ay ve güneş, yoktu hem ins-ü melek.)

 

Vaktâ ki Âdem Nebî, topraktan halk olundu,

Bu “Nûr-u Muhammedî” onun alnına kondu.

 

Kendi rûhu verilip, etrâfını görünce,

Alnındaki parlıyan bu “Nûr”u gördü önce.

 

Sonra da ilhâm ile bildirdi cenâbı Hak.

Ona. “Ebû Muhammed” diyerek etti hitâb.

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, bana “Ebû Muhammed”

Diye hitâb edersin, acabâ nedir hikmet?)

 

(Başını kaldır da bak!) buyurdu Hak teâlâ.

Kaldırınca gördü ki, yukarda Arş-ı âlâ.

 

Ve nûrdan “Ahmed” diye yazı vardı hem dahî.

Hemen suâl etti ki: (Bu, kimdir yâ ilâhî?)

 

Buyurdu: (Evlâdından, bir büyük Peygamberdir.

İsmi, göklerde “Ahmed”, yerlerde “Muhammed”dir.

 

Eğer O olmasaydı, seni halk eylemezdim.

Yeri, göğü ve hattâ hiçbir şey var etmezdim.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan